Fallop Tüplerinde Tıkanıklık ve Hidrosalpinks: IVF Başarısını Nasıl Etkiler?
Geçirilmiş enfeksiyon, endometriozis veya geçirilmiş pelvik cerrahi sonucu fallop tüplerinin hasar görmesi, kısırlığın en yaygın nedenlerinden biridir. Tüp tıkanıklığı birkaç yerde meydana gelebilir. Genellikle tüplerin uçları tıkanırken, rahme açılan delikler hala açık/açıktır. Birçok vakada tüp hidrosalpinks olarak adlandırılan sıvı ile doludur. IVF çağında önemli tubal hastalığı olan hastalarda doğurganlık sonuçlarını iyileştirmek için cerrahi endike değilken, hidrosalpinglerin varlığı istisnadır. Bloke tüpler, kadınlarda görülen kısırlık (infertilite) nedenleri arasında önemli bir yer tutar.
Son literatür, tüplerdeki sıvının (hidrosalpinks) embriyo gelişimi ve implantasyon için oldukça zararlı olan ölü hücreler ve diğer toksik ürünler içerdiğini göstermiştir. Hidrosalpingeal sıvı uterusa geri sızabilir, implantasyon için mekanik bir bariyere neden olabilir ve ayrıca embriyonun uterus duvarına tutunması için gerekli olan bağlayıcı proteinleri (örn. integrinler) azaltabilir. İleriye dönük randomize bir çalışmada, hidrosalpinglerin çıkarıldığı hastalarda IVF’yi takiben gebelik oranları (sağlam bırakılanlara kıyasla) önemli ölçüde daha yüksek bulunmuştur. Ek olarak, bu bağlayıcı proteinlerin rahim duvarındaki ifadesi, hidrosalpinglerin çıkarılmasından sonra önemli ölçüde iyileşmiştir.
Hidrosalpinks tedavisi, doğal gebe kalmaya izin vermek için tüplerin yeniden açılmasını (neosalpingostomi), sıvının uterus boşluğuna geri sızmasını önlemek için tüplerin proksimal ligasyonunu veya hastalıklı dokunun çıkarılmasını (salpenjektomi) içerir.
Neosalpingostomi doğal gebe kalmayı sağlayabilirken, kendiliğinden gebelik şansı çok düşüktür ve dış gebelik (tubal gebelik) riski yüksektir. Bu nedenle, prognozun yüksek olduğu birkaç durum dışında (hafif tubal hastalığı olan çok genç hastalar, tanımlanabilir başka bir patolojisi olmayan tek taraflı tıkanıklık ve IVF tedavisini karşılayamayanlar gibi) bu tedavi yöntemi artık tercih edilmemektedir.
Proksimal tüp ligasyonu, uterus boşluğu ile fallop tüpü arasındaki iletişimin kesilmesini içerir. Genellikle ameliyat sırasında geniş doku diseksiyonu gerektirecek ciddi pelvik yapışıklıkları (skarlaşma) olan hastalarda salpenjektomiye tercih edilir. Bu doku pelvik organ yaralanması riskini artırabilir. Bu tür bir prosedürün ana dezavantajı, ameliyattan sonra pelviste ağrıya neden olabilecek veya bazı durumlarda pedikülü üzerinde bükülebilecek ve adneksal torsiyonla sonuçlanabilecek hastalıklı dokunun varlığıdır.
Günümüzde salpenjektomi, gebelik başarı oranlarını önemli ölçüde düşürebilecek hastalıklı dokunun çıkarılmasını sağladığı ve ayrıca gelecekte kalan hidrosalpinks nedeniyle adneksal torsiyon veya pelvik ağrı riskini ortadan kaldırdığı için hidrosalpinglerin tedavisinde tercih edilen yöntemdir.
Proksimal ligasyon ve salpenjektomi, hastaların aynı gün eve taburcu edilmesine olanak tanıyan minimal invaziv bir ameliyat olan laparoskopi yoluyla yapılabilir. Hastalar için tüplerinin alınacağını kabul etmek genellikle zordur, çünkü bu yardım olmadan gebe kalmanın imkansız olduğu anlamına gelir. Ancak hidrosalpinglerin varlığı, tüplerin işlevsel olmadığı anlamına gelir ve bu tüpler patentli (açık) hale getirilebilse bile, gebelik oluşma olasılığı uzak olacaktır. Hidrosalpinks için tedavi seçenekleri hastalarla tartışılmalı ve her bir vaka için uygun yöntem seçilmelidir. Fallop tüplerindeki yapısal sorunlar, ektopik gebelik (dış gebelik) riskini artırabilir.
Hidrosalpinks tedavisi, her hasta için aynı şekilde uygulanmaz; yaş, doğurganlık hedefleri, daha önceki ameliyat öyküsü ve mevcut IVF planı dikkate alınarak bireyselleştirilmelidir. Cerrahi öncesi doğru değerlendirme, hem başarı oranlarını artırmak hem de gereksiz girişimlerden kaçınmak adına kritik önem taşır. Günümüzde laparoskopik yöntemlerle gerçekleştirilen salpenjektomi veya proksimal ligasyon hem güvenli hem de hızlı iyileşme imkânı sunar. Tedavi edilmemiş hidrosalpinks ile IVF’e devam etmek, gebelik ihtimalini belirgin şekilde azalttığı için, modern klinik protokoller hidrosalpinks yönetimini IVF sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul etmektedir.
Kuzey Kıbrıs’ta tüp bebek tedavisi gören hastalar için hidrosalpinks değerlendirmesi, tedavi planlamasının önemli bir basamağıdır. Cyprus Hope Fertility ve Op.Dr. Zehra Onar ile beraber, hastalarımızın gelecekteki gebelik şansını olumsuz etkileyebilecek tüm faktörleri titizlikle değerlendiriyor ve gerekli durumlarda en doğru cerrahi yaklaşımı öneriyoruz. Her hastanın durumu multidisipliner bir bakış açısıyla ele alınır ve tedavi seçenekleri, hastanın beklentilerine ve tedavi hedeflerine göre net ve anlaşılır şekilde açıklanır. Böylece hem güvenli hem de başarı odaklı bir tüp bebek süreci sunmak mümkün olur.